TÜMÜ
KORONA VİRÜS
DEPRESYON
ANKSİYETE
FİLM-DİZİ ANALİZİ

İlişkinizde Eşit Değilseniz, Flört Şiddetine Maruz Kalıyor Olabilirsiniz!

Gülbin İşsever
· 20 Aralık, 2020 · 3 dakikada oku

Flört şiddeti ya da flört istismarı olarak adlandırılan şiddet türü, 1980’lerden itibaren ortaya çıkmış bir kavramdır. Romantik bir ilişki içerisindeki partnerlerden birinin diğerine veya ikisinin birbirine karşılıklı uyguladığı istismarları kapsayan bir terimdir. “Kadına yönelik şiddet” kavramından farklı olarak, kadınların da partnerlerine uyguladığı veya karşılıklı biçimde uygulandığı görülmektedir.

Bu şiddet türü, bir partnerin diğeri üzerinde güç ve kontrol elde etmek için kullandığı fiziksel, cinsel, duygusal ve/veya sözlü tacizi içeren davranış kalıplarıdır.

Flört şiddeti, evli olan kişiler arasında görülmekle birlikte, diğer yakın partner ilişkilerinde de (flört, sevgililik, nişanlılık, seksüel birliktelik gibi) görülmektedir ve bu kavram tüm yakın partner ilişkilerini kapsamaktadır.

Flört şiddeti, diğer şiddet türlerine göre üzerinde en az durulan ancak oldukça yaygın bir türdür. Partnerin uyguladığı bu şiddet, çoğu zaman “aşk” olarak yorumlanmaktadır. Bu nedenle kişi istismara uğradığının farkında bile olmayabilir.

Bu şiddet türünün fiziksel boyutu da bulunmaktadır (itme, tekmeleme, vurma vb.). Ancak en yaygın olanı psikolojik ve sosyal boyutudur. Çünkü daha az görünür ve daha soyut olan biçimidir.

 

Flört şiddetinin psikolojik boyutunu ele aldığımızda, partneriniz;

• Kendinize olan güveninizi ve saygınızı zedeleyecek şekilde konuşuyorsa ve davranıyorsa,

• Size aşağılayıcı isimler takıyorsa,

• Bağırıyor, hakaret ediyor, küfrediyor ve iftira atıyorsa,

• Sizi başkalarının önünde küçük düşürüyorsa,

• Ne yapmanız ve ne giymeniz gerektiğini söylüyorsa,

• Yıkıcı bir şekilde eleştiriyorsa,

• “Sahiplenme” adı altında sizi yönlendiriyorsa, psikolojik olarak istismara uğruyorsunuz demektir.

 

Sosyal boyutuna bakıldığında ise, partneriniz;

• Arkadaşlarınızla olan ilişkinizi kısıtlıyorsa,

• Arkadaşlarınıza karışıyorsa, kimlerle arkadaşlık ettiğinizi sorguluyorsa ve özellikle karşı cinsle olan arkadaşlıklarınızı engelliyorsa,

• Sosyal medyadaki arkadaşlarınıza karışıyor, onlarla olan iletişiminizi engelliyor, paylaşımlarınızı kısıtlıyor, şifrelerinizi istiyorsa,

• Sizi çevrenizden soyutluyor ve yalnızlaştırıyorsa,

• Sosyal ortamlardaki davranışlarınızı eleştirip, başkalarıyla flörtleştiğinizi ima ediyorsa sosyal flört istismarına uğruyorsunuz demektir.

 

Bu tür davranışlara genellikle aniden maruz kalmazsınız. Kademeli şekilde artarak gerçekleştiğinden, kendinizi zamanla böyle bir ilişkinin içinde bulursunuz. Bu davranışların sebebi çoğunlukla aşkın ve sevginin dışa vurumu şekilde yorumlanır.

“Seven insan kıskanır” cümlesi özellikle ülkemizde yaygın olarak dile getirilen yanlış bir kalıptır. Kıskanmayan insanın eşini veya partnerini sevmediği ya da çok kıskananın çok sevdiği gibi bir inanış mantık dışıdır.

Partneriniz kıskançlık duygusuna sığınarak size baskı uyguluyorsa, kısıtlıyorsa, benliğinizi hiçe sayarak sizi kontrol etmeye çalışıyorsa, sürekli telefonunuzu, maillerinizi, mesajlarınızı ve yazışmalarınızı kontrol ediyorsa bunun sevgi ve aşk duygusu ile bir ilişkisi olamaz.

İlişkide iki tarafın eşit olması en temel unsurdur!

İlişkide bir tarafın diğerinden üstünmüş gibi davranması, eşi/partneri değil de ebeveyn rolünü alması, ortak alınması gereken kararların tek taraflı olarak alınması, bir tarafın diğerine göre daha fazla söz hakkına sahip olması, o ilişkide eşitliğin olmadığını göstermektedir. Bu tür ilişkiler istismara açık ilişkilerdir.

 

Bu durumda ne yapılmalı?

• Şiddeti normalleştirmeyin. “Bu gibi şeyler her ilişkide oluyor, ilişkinin dinamiği budur” gibi düşünmeyin. İstismar edildiğiniz bir ilişkiye kendinizi hapsetmeyin.

• Güvenli ve eşit bir ilişki için kendi sınırlarınızı kendiniz belirlemelisiniz. Kendi alanınızı koruyun ve karşı tarafın da alanına saygı gösterin. İlişki yaşamak demek, kendi benliğinden vazgeçmek demek değildir.

• İstismara uğruyorsanız, bu ilişkide güvende değilsiniz demektir. Önce kendi güvenliğinizi gözetmelisiniz. Partneriniz bu davranışlarınızı şiddet olarak görmüyorsa ve durdurmaya yanaşmıyorsa, o ilişkiden çıkmak en doğrusudur. Bu davranışların sorumluluğu onda ve bunu değiştirmesi gereken kişi de kendisidir. Siz onu tek başınıza değiştiremezsiniz.

• Partnerinden ayrılmayı düşündüğünde “aslında çok iyi biri”, “güzel günlerimiz de oldu”, “beni gerçekten seviyor”, “her zaman böyle sinirli biri değil” gibi düşüncelere kapılıyorsanız, yalnız kalmaktan korkuyor olabilirsiniz. Daha önce ayrılmanıza rağmen affettiyseniz ve değişeceğini umut ediyorsanız, bu şiddet döngüsünün içindesiniz demektir. Siz bu döngüden çıkmadığınız sürece şiddet devam eder. Bu döngüyü kırmak sizin elinizde.

Unutmayın, eşitlik yoksa sevgi de yoktur!

 

 

Klinik Psikolog Gülbin İŞSEVER


 

Gülbin İşsever

İlk seansınıza başlamak ister misiniz?

Anlatmak istediğin zaman